Çok okuyan değil, çok gezen bilir felsefesine inanan sayın Çelebi rektörümüz üniversitedeki akademisyenler ve görevlilerin hepsini bilgili hale getirmek için seyahatlerine devam kararı aldı.
Yine bir basın toplantısında rektör ‘yurt dışına çıkmayan hiçbir akademisyen ve öğretim görevlisi kalmayacak ‘dedi. Yurt dışına çıkma bilgi ve görgü açısından mutlaka olumlu bir çalışmadır. Ama yurt dışı seyahat gayeniz ilmi araştırma ve geliştirme adına ise.
Yine basın toplantısından sonra kendisine gazeteci bir arkadaşım sorduğunda yurt dışı seyahatlerinde genelde aynı isimlere rastlanmakta, bu konuda açıklama istediğinde ‘konuyu hukukçularımız incelemektedir, size onlar bilgi verecektir’ gibi çok absürt bir ifade kullanmıştır.
Gecesini gündüzüne katarak bırakın üniversiteyi geliştirmeyi, Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne girmesinde bile etkili olacağını söyleyen çalışkan rektörümüze buradan yapmış olduğu kazadan dolayı çok büyük geçmiş olsun dileklerimizi dile getiriyoruz.
Ama yine aklımızdaki sorulara cevap almak için rektörümüzden bilgi istedik. O bu konuyu hiç konuşulmamış gibi yürüyüp gitti. Bu sormuş olduğumuz soruyu kamuoyu ile paylaşmak bize kamuoyundan gelen baskılar neticesindeydi.
Sizinle paylaşıyoruz;
Sayın rektör kazayı neden kaza olduğu günlerde açıklamadı?
Kaza yaptığında yalnız mıydı? Yanında Diş Hekimliği Fakültesi’nden veya her hangi bir fakülteden akademisyen, akademisyenler veya ailesinden birileri var mıydı?
Şayet var ise kimdi? Ne gibi zarar gördü?
Acaba kazanın ilk tutanağını istesek çok mu ayıp olur?
Üniversitede öğretim görevlisi olabilmek için imtihana girip üç basamağında başarılı olan aday mülakatta geçemeyecek bir not verilerek elenmişti.
Adayın bir üst mahkemeye başvurusu neticesinde değerlendirmenin yanlış yapıldığına dair karar verildi mi?
Bu arkadaş tekrar çağrıldı mı? Çağrıldıysa acaba tekrar bir önceki kararda ısrar mı edilecek?
Bundan sonraki sorularımız YÖK’ün denkliğini kabul etmediği yurt dışı üniversitelerine SDÜ kimleri gönderiyor? Önümüzdeki yazılarımızda bunları siz okurlarımızla paylaşacağız.
SDÜ’den ayrılıp kadrolarıyla birlikte tayin olan akademisyenlerin üniversitedeki odaları hala neden durmakta? Ve neden bu hocalara çok para ödeyerek SDÜ’de ders verilmekte?
Üniversitenin zarara uğratılmasına niçin göz yumulmakta?
Ya arkadaş bu rektörün hep mi hataları var? Hiç mi olumlu bir icraatı yok derseniz Allah için var. Son genel sekreter tayininde şehrimizin yetiştirdiği güzide insandan bir tanesini (Saygıdeğer hocam Aziz Bayrak) Genel Sekreter olarak atamasını gösterebiliriz.
Çalışkan rektörümüzü çok seviyor, onu üzmek istemiyoruz.
Onun için yazılarımızda nezakete önem vermekteyiz.
İyi seyahatler dileğiyle rektörüm.
Aman dikkat edin bir dahaki sefere bu kadar şanslı olmayabilirsiniz.
Saygılarımla…