Bizler gazeteciler olarak hep ünü çok olup unu olmayan bir mesleğin içinden geliyoruz. Namus ve şerefi uğruna hiçbir şeyden ödün vermeden kalem oynatan onurlu bir meslekten geliyoruz. Kamu kurum ve kuruluşlarının başındakiler kadar, acizane bizler de kalemimizle hizmet etmeye çalışıyoruz. Burada kadar her şey normal (pardon normaldi) anormal olan süreç ise 4 ay önce yaşanmaya başladı. Bizler Isparta basını olarak bir türlü bir araya gelememenin, dostu düşmanı birbirine karıştırmanın acısını yaşadık hep. Kendi içimizde birlik olmazken, birlik mesajları vermeye çalıştık hep halka örnek olacak yazılarımızla. Ancak 2 yıl önce göreve başlayan ve giden valilerden ne bir eksiği ne bir fazlası olduğunu düşündüğümüz sayın Vali Ali Haydar Öner'e Isparta halkından önce bizler karşıladık bu şehirde. Başta valiler olmak üzere bu şehre hizmet eden kim olursa olsun, hiçbir çıkar gözetmedik kendilerinden. Evet belki bir tek çıkarımız oldu oda Isparta idi. Yanlış olsun diye yanlışlar yazmadık hiçbir zaman. Yanlışlıkları duyurmak için çalıştık hep. Fakat son aylarda sayın valiyle basın arasında geçen anlamsız didişmeler neticesinde ise bir çok meslektaşımız evine ekmek götüremez konuma geldi maalesef. Hal bu ki bizler de sayın vali kadar çok seviyorduk hizmeti. Oysa biz her zaman hizmet ederken bir kişinin gözünden değil, ikiyüzbin Ispartalı gözüyle baktık olaylara. Ve bir gün geldi mensubu olmaktan her zaman onur duyduğumuz ve her zamanda onur duymaya devam edeceğimiz GÜLSES GAZETESİ'NDE maaş alamaz, evimize ekmek götüremez konuma geldik. Nedeni ise sebepsiz bir inat uğrunaydı sadece. Oysa bizlere ne güzel öğretmişlerdi çocukluğumuzda. Hz. Ali ile Hz. Ömer ile adaletli davranmayı ve adaletli olmayı. bir tarafta prestij uğruna makam araçlarından konaklara kadar her şey değişirken, bir tarafta da ekmeğinden edilen gazeteciler unutuluvermişti sanki. Evet bizler böyle bir adaleti çok şükür hiçbir zaman bilmedik, öğrenmedik ve öğrenme niyetinde de değiliz. Bizler resmi ilanları kesildiği için maaşlarını alamayan gazeteciler olarak valilik eylem yapmaya hazırlanırken, bize işveren evimize ekmek götürmekte vesile olanlar, bunun doğru bir davranış olmayacağını söyleyecek kadar da asil ve onurluydular. Hani derler ya "kör istedi bir göz, Allah verdi iki göz" misali. Bizler eyleme hazırlanırken, sayın kararname bizden önce davrandı. Bu vesileyle de bizlere kararnameye teşekkür etmekten başka bir şey kalmadı. TEŞEKKÜRLER KARARNAME...
02 Ocak 2011, Pazar
Bu yazı toplam 1778 defa okunmuştur
|
Murat Karadaşlı Yazarın Diğer Yazıları:
|